genel diş sağlığı
çocuklarda diş sağlığı
estetik diş hekimliği
koruyucu diş hekimliği
diş ve dişeti sorunları
  tedavi yöntemleri
Dişiş çürüğü diş dokularının
mikroorganizmalarca oluşturulan
patolojik lokal destrüksiyonu şeklinde
tanımlanabilir.Tarihte ilk diş çürüklerine
prehistorik çağda yaşamış sürüngenler,
dinozorlar ve erken dönem memelilerde
rastlanmış. Paleolitik dönemde ise insanın
atası  Homo-Sapiens'te rastlanmış,
çürük insidansında neolitik dönemde artış
olduğunu yazar araştırmalar.
Eski insanlarda diş çürüğü genellikle
mine-sement sınırında veya sementte
görülmüş,  günümüz insanında ise
fissürlerde ve ara yüzlerde
daha sıklıkla görülür.
Bu güne kadar diş çürüğü oluşumuna dair
birçok teori öne sürülmüştür.
:·:: DİŞ ÇÜRÜĞÜ VE TARİHÇESİ ::·:
1- KLASİK ÇÜRÜK TEORİLERİ
A- Kurt Teorisi:
Eski bir sümer kaydında diş ağrısının nedeni kurtlar olarak
gösterilmiştir. Kurtların diş kanını emerek çene
kökleri ile karınlarını doyurdukları yazılmaktadır.
Bu kayda Niffer yakınlarındaki Ur ve Aşağı
Mezopotamya sahasında Fırat vadisi şehirlerinde
yapılan kazılarda bulunan çamur tabletlerde
rastlanmıştır. Kayıtların tahmini yaşı 7000 yıldır.
Diş çürüğünün kurt tarafından oluşturulduğu savı
evrenseldir denebilir. Homeros'un yazılarında
anlattığı bu düşünce Finlandiya, Hindistan,İskoçya ve
Çin' de taraf toplamıştır.
Guy De Cahuliac orta çağın en tanınmış cerrahlarındandır.
O da kurtların diş çürüklerine neden olduğuna inanmıştır
Pırasa tohumu ve soğan karışımı tütsüsünü
tedavi olarak  uygulanmasını önermiştir.
Mısırlılar ve Çinliler tütsüleme tekniğini kullanılmışlardır,
19.yüzyıl sonlarına kadar İngiltere'de de uyguılanmıştır.
Yurdumuzun bazı bölgelerinde hala halk içinde
bu tedavi geçerliliğini korur.
Tıp bu kadar ilerlemişken bilinçsizlik örneğidir denebilir.
B- Sıvılar teorisi:
Eski Yunanda beyinsel ve fiziksel yapının
vücudun dört ana sıvısı olan siyah safra, sarı safra,
kan ve balgamın belirli oranlarda bulunmasıyla
dengelendiğine inanılır, bu dengenin bozulmasıyla
diş çürüğüve diş  hastalıkları oluştuğuna inanılırdı.

C- Vital Teorisi:
Diş çürüğü kemikteki gangren gibi dişin içinde başlamaktadır.
Fissürden başlayıp dentine yayılan ve pulpayı
perfore eden çürük tipi göz önüne alınarak bu teori ortaya atılmıştır.

D- Kimyasal Teorisi:
1819'da vital teoriye itiraz eden Parmly kimyasal teoriyi ortaya atmıştır.
Ne olduğunu kendisinin de bilmediği kimyasal ajanın çürüğe
yol açtığını öne sürmüştür. 20 yıl kadar sonra nitrik asit
ve sülfürik asidin dişi aşındırdığı ispatlanarak bu teori desteklenmiştir.
Robertson(1835) ve Renart(1838) kimyasal teoriye destek vermiştir.
Deneylerinde değişik inorganik asit çözeltileri kullanmışlar
(sülfürik asit ve nitrik asit gibi) ve bunların mineyi ve dentini
korozyona uğrattıklarını saptamışlardır.

E- Paraziter Teori: (Septik teori)
1843'te Erdl dişlerin yüzey membranı adını verdiği( bugünkü görüşle plak)
örtü içinde bulunan parazitlerden bahsediyordu.
Sonraları Ficinus denticolae ismini verdiği flament şekilli
bakterileri gösteriyor ve bu teoriyi destekliyordu.
Çalışmalarının sonucunda vardığı sonuçlar bu bakterilerin
dentin ve minede dekompozisyona neden olduklarını gösteriyordu.
Fakat bu araştırmalar mikroorganizmaların dişleri nasıl
tahrip ettiğini açıklayamıyorlardı.

F- Kimyasal-Bakteriyolojik Teori: (Şimiko paraziter teori)
Bu teori yukarıdaki son iki teorinin birleşimidir.
Berlin Üniversitesinde çalışan Amerikalı bir bilim adamı
Miller, Avrupa'da bakteriyoloji konusunda oldukça
bilgili Robert Koch ve Pasteur ile çalışmış olan bir bilim adamıydı.
En önemli gözlemi, şeker fermentasyonu sonucu bakterilerin
asit üretme kabiliyetlerinin bulunmasıydı.
Miller'in Almanya'da yaptığı çalışmalar
sonucunda çürüğün ağızdaki bakteriler tarafından
gıda ile karbonhidratlardan asit yapımıyla
dişin dekalsifikasyonu sonucunda ortaya çıktığını
göstermiştir.
Bu bilgiler Miller'in  "The Microorganims of the Mouth" adlı
eserinde bulunmaktadır.
Şimiko-paraziter teori olarak isimlendirilen
bu teori çürüğün açıklanmasında ilk bilimsel tariftir.
2- MODERN ÇÜRÜK TEORİLERİ

A. Endojen Fosfataz-Pulpojen Teorisi(enzim teorisi):
Bu teori Csernyei'nindir. Bu teorisiye göre dentin ve minenin organik iskeletinde var olan ve lenf sistemine ait olan alkalen fosfataz nasıl vücutta Ca eksiklğinde kemiği demineralize edip vücuda Ca sağlıyorsa,  dişlerin organik kısmını da fosfat azlığında demineralize oluyor. Bu teoriyi kabul etmek için ilk olarak dentinin lenf sistemine bağlı olduğunu kabul etmek gerekmektedir. İkinci olarak da bozulmanın  pulpaya bakan dentinde başladığına inanmak gerekir. Çürüğün mineden başladığı ispatlandığında bu teori geçerliliğini yitirmiştir.
B. Rezistans Teorisi:
Bu teori Knappwost'undur. Bu teoriye göre minenin dış yüzünde meydana gelen korozyon defektleri uygun ortam sağlandığında tükürükten çökelen hidroksilapatit ile tamir edilebilir.
Eğer apatitin çökelme hızı demineralizasyon hızından fazla ise tamir, az ise demineralizasyon oluşmaktadır. Bu teori çürük oluşumunu tükürüğün kalitesine bağlamaktadır. Bu teorinin zayıf yanı dişlerin remineralizyon ve demineralizasyon olaylarına açıklık getirememesi ve çürük oluşumunda ana faktörü tükürüğün kalitesine bağlamasındadır. Bu teorinin kuvvetli yanı ise tükürüğün içindeki iyonların çürüğe önemli etkileri olduğunu belirtmesidir. Günümüzde yapılan çalışmalarda bu iyonların en az asit kadar çürüğün başlangıç ya da gelişimine etkisi olduğu, çürüğün birbirini takip eden remineralizasyon ve demineralizasyon olayları sonucu oluşan dinamik bir olgu olduğu, saf bir demineralizasyon olmadığı gösterilmiştir.
C. İmar Faktörü Teorisi:
Bu teori Leimgruber'e aittir. Bu teoriye göre yukardakine benzer şekilde tükürük içinde bulunan bir tamir faktöründen söz edilmekte, bu faktör miktarına çürük bağlanmaktadır. Ancak bu faktörün immünglobülinleri mi, tükürük organik ve inorganilleri mi ya da bunların tümümü olduğu açık değildir ancak sadece tükürüğün rolünü ön plana çıkarması açısından yetersizdir.
D. Proteolitik Teori (enzim teorisi):
İnsan dişi %0,3-0,4'ü protein olan yaklaşık %1,5-2 organik materyal içerir. Gottlieb'sin teorisine göre minedeki organik matriks, mineral yapıdan daha önce atake olmaktadır. Diğer bir deyişle ilk atak organik olmaktan çok proteolitiktir. Organik komponent mikroorganizmaların hidrolitik enzimleri ile hücuma uğrayabilir ve sıklıkla hasar görebilir. Bu teorinin geçerliliği için minenin mineral fazından önce organik matriksinin etkilenmesi gerekir. Bu teoride proteolitik enzimlerin oral bakterilerce üretildiği, minenin organik matriksinin enzimlerle parçalandığı ve organik matriksten yoksun kalan minenin parçalandığı öne sürülmektedir. Be teori fazla destek görmemiştir. Çünkü plaktaki enzimler daha çok periodontal hastalığın oluşum ve gelişiminde etkilidirler. Gottlieb göz önüne aldığı dental kariesin patogonomisinin sarı pigmentasyonu nedeniyle muhtemelen stafilokokus Aureus olan bir kokun invaze ettiğini düşünmüş fakat öne sürdüğü stafilokokus pyogenes ve karies arasındaki bağlantının bakteriyolojik kanıtı yoktur. Pincus, proteolitik organizmaların ilk olarak diş kütikulaları gibi protein elementlere saldırdığını ve prizmatik yapıları harab ettiğini bildirmiştir. Harab olmuş prizmalar daha sonra mekanik olarak dökülecektir. Ayrıca Gr (-) basillerin sülfatazlarının minenin mukoitin sülfatını ve dentinin kondroitin sülfatını hidrolize ettiğini ve sülfirik asit ürettiğini öne sürmüştür.
E. Proteoliz- Şelasyon Teorisi ( Enzim Teorisi):
Schatz ve Martin'in 1955'te ortaya atttığı bu teoriye göre bakteriyel faaliyet sonucu mine, dentin, gıda ve tükürük bileşenlerinden bazıları kalsiyum ile şelatları oluşturmak üzere birleşirler.
Şelatlar alkalen pH'da oluşabildiklerinden bu teoriye göre nötral ve alkalen pH'da bile çürük olmaktadır. Şeleasyon konusunda yapılan araştırmalarda plakta şelat oluşumunu sağlayacak kadar materyal bulunamamıştır. Olsa olsa küçük miktarda madde, plak pH'sının nötralleşmesi sırasında demineralize olabilir.
F. Otoimmünite Teorisi:
Çürük konusunda epidemiyolojik bulguların bazıları geleneksel çürük teorileri ile açıklanamamaktadır.
Örneğin üst sağ keser dişin mesialinde bir çürük oluşurken aynı kişinin üst sol keser dişinin mesialinde aynı şartlara maruz kalmış (aynı ağızda, aynı çenede, aynı bölgede, ortak bakteri plağı, aynı hijyen vb.) olmasına rağmen çürük görülmeyebilmektedir. İkiz çalışmalarında çürüğe karşı genetik yatkınlık ya da direnç olduğu gözlenebilmektedir. Acaba dişin mesiali dişin distaline karşı çürüğe daha fazla mı direnç göstermektedir.
İkiz çalışmalarında standardizasyon çok zordur çünkü alınan dietin miktarı bile çok önemlidir. Çürük etyolojisine ilişkin bu teoride özel bir durum olan "otoogresiv" durumu hesaba katılmış ve teorinin gelişme nedeni hastalık ve bir çok hastalık insidansını da izleyen matematiksel örnekler rastgele olaylardır. Bununla birlikte klinik muayanede toplanan veriler şüphelidir, bunlar matematiksel rutin analiz için yeterlidir. Örneğin birçok dişde rutin klinik muayenede çürük gösterilebilmiştir. Buna ek olarak bu veri uzun bir çalışmanın temelini oluşturmaz her bir yaş grubu farklı durumlar göstermiştir. Bu teoriyi araştırmak için seçilen 3 klinikte 15 yaşına kadar ikizler araştırılmış ve sonuçlar arasında istatistiksel olarak fark bulunamamıştır. Bu teori bugün için ne tam kabul edilmiş ne de tam reddedilmiştir.
G. Çürüğün Enerji Kuvantumu Teorisi:
Dişin kimyasal yapısının ele alındığı bu teoride dişin yapısı organik ve inorganik yapılardan oluşan organo-inorganik yapıda bir oluşumdur ve aşağıdaki şekildedir.
Bu yapıda kalsiyumun çevresi ile olan bağlantıları Van Der Walls bağlarıdır. Üçgenin tepe açısında görülen kollagen doku ile kalsiyum arasındaki bağ diğerlerine göre daha az stabildir. Bu nedenle ilk yıkılan bağ bu bağ olmalıdır. En az kopma enerjisi bu bağa aittir. Asitin bu bağlardan hangisini çözerek çürük oluşturduğu, çürüğün oluşumu için bu bağların hepsinin çözünmesinin gerekip gerekmediği bugün için bilinmemektedir. Kimyada reversible ve irreversible olaylar söz konusudur. Çürük irreversible bir olay olduğuna göre reaksiyonu irreversible yapan bağların bağlanma enerjilerinden daha yüksek bir enerjiye ihtiyaç vardır ki Turan Cengiz bunu çürüğün enerji kuvantumu olarak adlandırmıştır. Özet olarak Cengiz'in bu teorisine göre yüksek ve çok güçlü enerjiler ile örneğin ultrasound enerji ile, radyasyon enerjisi ile çürük oluşturulabilir. Nitekim bu fikirden yola çıkarak radyasyonun belli birimleri ile dişte çözünürlüğün arttığını göstermiş ve CO 60 Radyasyonu ile çürüğün enerji kuvantumunu 2.25 x 0.00000001 olarak hesaplamıştır. Bu teorinin en önemli özelliği sadece mikroorganizma faaliyeti sonucu oluşan kimyasal enerji ile değil aynı zamanda güçlü diğer enerjiler ile de çürük oluşabileceğinin ileri sürülmesidir.


3- DİĞER ÇÜRÜK TEORİLERİ

A:Fosfat Sekresyonu Teorisi :
Fosfat tuzlarının dental kariesi geciktirme potansiyeline sahip olduğu gösterilmiştir. Karies formasyonunda fosfatların rolü ile ilgili çeşitli teoriler ileri sürülmüştür. Radyoaktif phosphosy kullanımı, Luoma karbonhidrat metabolizması boyunca inorganik fosfatın bakteri plağı tarafından alındığını, fosfatın, şekerin fosforilizasyonu ve enerji depo eden polifosfatlar için gerekli olduğunu göstermiştir. Tükürüğün inorganik fosfatı ve minenin mineral kısmı arasında devamlı bir eşitlik olması şarttır. Fosfat sekresyonu teorisine göre bakteri fosfatı oldukça inorganik fosfat mineden ayrılmalıdır. Ağız içinde tükürüğün devamlı akışı minenin erimez mineral kısmının daha çok bakteriler için uygun olan eriyebilir inorganik fosfat içerir. Tükürük plak boyunca bakteriye diffüze olabilir.
Kariesin yetersiz fosfat akımı veya yanlış kalsiyum fosfat diet nedeniyle olduğunu söyleyen alternatif açıklamalar da vardır.
B: Fosfataz Teorisi ( Enzim teorisi):
Bakteriyel alkalen fosfatının in vitro olarak mineden fosfat açığa çıkarabildiği bulunmuştur. Bu enzimin minenin fosfoproteinlerine etki ederek çürük yıkımına iştirak edebileceği tahmin edilmiştir.
C: Matematiksel Çürük Teorisi:
R= q x t3
R= Minenin çözünürlüğü q= sabit t= zaman
Minenin çözünürlüğünün zamana karşı direncini ifade eden bir terimdir. Çürük teorisi olmayıp mine çözünürlüğünü izah etmek amacıyla geliştirilmiş bir formülden ibaretttir. Daha çok İskandinav ülkelerinde kullanılmaktadır.

ÇÜRÜK ETYOLOJİSİNDE SON GELİŞMELER

Normalde diş sert dokuları ile tükürük arasında sürekli bir iyon alışverişi olmaktadır. Bu olay normal fizyolojik bir olaydır. Ortamın asite kayması sonucunda, diş sert dokularındaki kalsiyum tuzları iyonize olup dişten uzaklaşır. Ortam tekrar alkalen duruma gelirse dişten çözünmüş olan iyonlar sert dokulara çökelerek tuz kompleksleri oluştururlar. Diş sert dokularındaki Ca++ tuzlarının iyonize olmasına "demineralizasyon" , ortamın alkalene kayıp diş sert dokularına tekrar tuz kompleksleri oluşturarak çökelmesine ise "remineralizasyon" denir.
Normalde bu olay belli bir denge içindedir. Ancakk demineralizasyon olayının öne çıkması durumunda "çürük başlangıcı" diye nitelendirilen bir yıkım ortaya çıkmaktadır. Bu denge bakteri plağı varlığında rahatlıkla bozulabilmektedir.
Bakteri plağı dişlerin dil, dudak, yanak ve çiğneme sırasında besinler tarafından kolayca temizlenemeyen yerlerinde biriken beyaz-gri ya da beyaz-sarı renkli organik yığıntılardır.
Çürük oluşumu dört ana faktöre bağlanmaktadır. Bu faktörler konak (asıl olarak dişve saliva), mikroorganizma veya diet ve bunlara ek olarak dördüncü faktör ise zamandır.
Şematik olarak gösterilirse, bu dört faktör, ortadan kesişen dört çember gibi düşünülebilir. Diş çürüklerinin oluşumu için bu dört faktörün aynı anda bir arada bulunması gerekir.
Günümüzde çürüğün tedavisinin yanı sıra çürüğün oluşmadan engellenebilmesi de büyük bir önem kazanmıştır. Bunun için:
1. Hastanın çürük oluşumuna direncini arttırmak. ( Flor uygulamaları, fissür sealent uygulamaları vs.)
2. Plak kontrolü ve plak eliminasyonu.
3. Kariojenik besin maddelerinin mümkün olduğunca az alınması gerekmektedir.

Diş hekimleri olarak bizim görevimiz oluşan çürüğün tedavisini bilinçli bir şekilde yapmanın yanında çürük proflaksisine de gereken önemi vermektir.


 
Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlük, IE5 ve üzeri versiyon tarayıcıda görüntülenebilir.
Tüm hakları saklıdir. Ó 2006 bulentsurme.com info@bulentsurme.com
eXTReMe Tracker
 
Google
Persistent Pulmonary Hypertension of the Newborn
""" """ """ """ """ """ """