Dişlerimizi Tanıyalım

e-Posta Yazdır PDF

Dişler, kısaca, ağzımızda bulunan, besinleri ısırmaya ve çiğnemeye yarayan, küçük kemik parçalarıdır.

İnsanlarda ve hayvanlarda dişlerin başlıca görevi, besinleri kesip parçalayarak ve çiğneyerek sindirimi kolaylaştırmaktır. Bazı hayvanların dişleri birbirinin eşidir (yunusbalığı), ama insanda böyle değildir, insanın ağzında dört çeşit diş vardır: sekiz tane yassı kesici diş, dört tane sivri köpekdişi, sekiz küçükazı ve on iki büyükazı.

Çocuk doğduğunda dişsizdir. Sonra dişler iki aşama geçirir. Çocuk 5-6 aylık olunca geçici dişler çıkar (süt dişleri), giderek sayısı yirmiyi bulan bu dişler yavaş yavaş düşer (6 ile 12 yaş arasında), yerine daimi ve eksiksiz, ikinci dişler çıkar (otuz iki tane). Bunlar dişlerin yerine yenileri çıkmaz.


 

Çiğneme sırasında bazı yemek artıkları dişlerin arasında kalabilir, bakteriler bu yemek artıkları içinde gelişir ve dişlerde doku bozukluğuna (çürükler) sebep olabilir, bu da bazen çok ciddi bir hal alır ve sancı verir. Bunun için dişleri çok muntazam olarak fırçalamak (her yemekten sonra) ve hiç olmazsa yılda bir defa dişçiye muayene ettirmek kesinlikle gereklidir. Diş bakımında fazla sıcak ve fazla soğuk besinleri ağıza almamanın, fındık, ceviz gibi meyveleri dişle kırmamanın da önemi vardır.

Dişlerimiz en dıştan içe doğru olmak üzere mine, dentin, sement ve pulpa tabakalarından oluşmaktadırlar.Tek tek incelersek,

Mine:

Vücudumuzdaki en sert oluşumdur ve içerisinde yüksek oranda inorganik madde bulundurur. Dişlerimizin ağız içerisinde görünen bölümleri olan taç (kuron-crown) kısmını en dıştan koruyucu bir tabaka olarak çevreler. İçinde pulpaya varan kanallar olmadığı için duyarlı değildir. %97' si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen "apatit" kristalleri şeklindedir.Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş germi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, anne rahmindeyken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir ve deformasyonlar görülebilir. Florun diş minesini güçlendirdiği ispatlanmıştır. Kendini tamir edemez.

Dentin:

Dişin orta bölümündeki tabakaya denir. Yetişkin bir insan dişinin %75'sini oluşturur. Kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya daha duyarlıdır. Gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden bir miktar dentin dokusu oluşturabilirler. Dentin, taç kısmında mine, kök kısmında sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve %70'i mineral tuzları; %20'si organik madde ve %10' u da sudan oluşur. Dentin dokusu çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle ve sıvıyla doludur. Dentin yapan hücrelere "Odontoblast" denir. Dentin kanalcıklarının sayıları milimetre karede 10.000' e yaklaşır. Dişin mine tabakası çürüdüğünde, veya dolgu - kaplama yapılmak için aşındırıldığında bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur. Yaşlanmayla beraber bu kanalcıklar daralır, dişin hassasiyeti azalır.

Pulpa:

Dişin orta kısmına bulunur, içerisinde damar ve sinirlerin bulunduğu dokuya verilen addır. Dişin taç kısmının en iç ve orta kısmından başlayarak köklerin ucuna kadar devam eder. Kök ucundan dallanmalar yaparak keçene kemiği içerisindeki damar ve sinirlerle bağlantı kurar. Kan damarları sayesinde diş canlılığını sağlar, belirli miktarda kendi dokusunu ve dentin dokusunu tamir edebilme özelliğini sağlar, enfeksiyonlardan korunur. Aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse pulpa açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların pulpa dokusunda daha yoğundur.

Sement:

Kökün etrafını kaplayan kemiksi tabakaya denir, çok incedir. Diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlayan periodontal liflerin tutunmasını kolaylaştırıcı yapıdadır. %65' i inorganik maddedir. Mine kadar sert ve dayanıklı değildir. Diş eti çekilmelerinde sement dokusu açığa çıkar ve bazen bu bölgelerden soğuk - sıcak hassasiyetleri hissedilir.

Diş Eti:

Sert, lifli ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup, normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5 mm lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer; bu yapıya "mukoza" denir.

Periodonsiyum: Dişlerin çene kemiğine organik liflerle tutunmasını sağlayan dokudur. Belli oranlarda dişin esnemesine imkân vererek, dişlere gelen çiğneme kuvvetlerini çene kemiğine iletirler. Diş eti iltihaplanmaları ilerlediği durumlarda periodonsiyuma kadar ulaşır ve bu dokuda yıkıma sebep olur. Periodontitis denilen bu dokunun iltihaplanması, bağlı olduğu alveol kemiğinde de yıkıma yol açabilir. İnsanlarda ve hayvanlarda dişlerin başlıca görevi, besinleri kesip parçalayarak ve çiğneyerek sindirimi kolaylaştırmaktır. Bazı hayvanların dişleri birbirinin eşidir (yunusbalığı), ama insanda böyle değildir, insanın ağzında dört çeşit diş vardır: sekiz tane yassı kesici diş, dört tane sivri köpekdişi, sekiz küçükazı ve on iki büyükazı.

Çocuk doğduğunda dişsizdir. Sonra dişler iki aşama geçirir. Çocuk 5-6 aylık olunca geçici dişler çıkar (süt dişleri), giderek sayısı yirmiyi bulan bu dişler yavaş yavaş düşer (6 ile 12 yaş arasında), yerine daimi ve eksiksiz, ikinci dişler çıkar (otuz iki tane). Bunlar dişlerin yerine yenileri çıkmaz.

Çiğneme sırasında bazı yemek artıkları dişlerin arasında kalabilir, bakteriler bu yemek artıkları içinde gelişir ve dişlerde doku bozukluğuna (çürükler) sebep olabilir, bu da bazen çok ciddi bir hal alır ve sancı verir. Bunun için dişleri çok muntazam olarak fırçalamak (her yemekten sonra) ve hiç olmazsa yılda bir defa dişçiye muayene ettirmek kesinlikle gereklidir. Diş bakımında fazla sıcak ve fazla soğuk besinleri ağıza almamanın, fındık, ceviz gibi meyveleri dişle kırmamanın da önemi vardır.



 

 

Hızlı Erişim


Warning: tempnam() [function.tempnam]: SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 728 is not allowed to access owned by uid 0 in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 18

Warning: fopen() [function.fopen]: Filename cannot be empty in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 19

Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 20

Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 21

Warning: include_once() [function.include-once]: Filename cannot be empty in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22

Warning: include_once() [function.include]: Failed opening '' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22

Warning: unlink() [function.unlink]: Unable to access in /home/bulentsu/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 23

Hava Durumu